Demokratik açılım mı dedin ? Vay hain vay
Hükümetin başlattığı bir süreç…
Yazılı ve görüntülü basında,hükümetin bu konu ile ilgili açıklamalarını, köşe yazarlarının ve muhalefetin her kanadının birçok eleştirisini okudum.
Konuyu farklı bir açıdan değerlendirmek gerekirse gördüğüm şudur :
Hükümet ” ülkemize zaman kaybettiren bir takım meselelerin çözümüne yönelik bir hareket başlattım, ortaya içi boş bir torba koyuyorum,elinizde ve eteğinizde bu konunun çözümüne katkısı olabilecek ne varsa getirin, bu torbayı birlikte dolduralım ” (kullandıkları kelimeler farklı olsa da bu anlama geldiğini düşünüyorum ) dediğinde , ülkesini seven ve sorumlu davranması gereken konumdaki muhalefet liderleri ve sözcüleri katıksız bir “RED” anlamına gelecek ve hatta bu çabanın bir ihanet olduğunu ilan eden açıklamalar yaptılar.
Yani ” elbette bu dertten ülkemizi kurtarmamız gerekiyor, çözüm için bizim önerilerimiz şunlar,şunlar,şunlar ” demek yerine, reddetme ve hain ilan etmeyi seçtiler, reddetme ve hain ilan etme konusunda kendilerine haklı bir zemin oluşturmadan (daha doğrusu bu ithamlarda bulunabilecek konumu haketmeden) yaptılar bunu…
Geçenlerde televizyonda bir filmin fragmanında duyduğum bir replik çok hoşuma gitmişti.
” VATANINI EN ÇOK SEVENE EN PİS İŞİ YAPTIRIRSIN ” (Doldur patlat misali,bence çok doğru bir tesbit ama anlam itibarı ile eksik bulduğumu da belirtmeliyim.)
Bu repliğin, konu ile de tam uyumlu olduğunu düşünüyorum.
Zira her oluşumun tabanında aklı ile değil “yalnızca” kalbi ile düşünen birçok insan bulunduğu herkesin malumudur…Ama bu durum, yalnızca taban için mazur görülebilir,lider kadrosu için değil…Eğer lider kadrosu bu görüntüyü veriyorsa, o oluşumun samimiyeti konusunda şüpheden de öte ŞÜPHE duymak hakkımızdır…
İhanetten söz etmek gerekiyorsa eğer, İHANET yakıştırmasını en çok hakedenler, sorunun çözümü için katkı sağlamak yerine, konuşulmasını, tartışılmasını, çözüm için ortak bir zemin oluşturulmasını engelleyici tavır içerisinde olanlardır…
Ülkemin bekâsı için muhalefetin, hükümetten daha sorumlu davranması gerektiğine inanıyorum.
Saygılar
Haspam
Birileri Irak’ın kuzeyini bize bağışlamayı uygun görmüş.
Peehhh…
Bizi haritasını cetvelle çizdiklerinden belleme be hey NADAN,bizi kendin gibi mi bilirsin de teklif edersin ve bunu yememizi beklersin…
KALSIN…
Eğer oraları topraklarıma katmak vacip olursa, gider kendim alırım vesselam…
Bir Cinayetin Düşündürdükleri
Burada ülkemizin gündemini uzun süre meşgul etmiş bir cinayet hakkında, , basında çıkan haberlerle kendimizce şekillendirdiğimiz ihtimalleri paylaşacağız.
BİLİNENLER :
1 – Katil olduğu ifade edilen gencin, bir süre önce öldürülen Ü.GARİH’in akrabası olması
2 – Öldürülen kızın babasının Fener Rum Patrikhanesinde görevli olması
Bu iki bilinen, basın yoluyla bizlere dayatılan bakış açılarının dışında da ihtimaller olabileceğini aklımıza getiriyor.
Şeytana tapanların ayini neticesi öldürülmesi ihtimali dışında daha gerçek ya da daha mantıklı ihtimaller olabilirmi ?
Bizce olabilir…İşte o ihtimallerden birkaçı:
1 nci ihtimal : Kim oldukları bizce tahmin edilen birileri tarafından hazırlanan patrikhane ile ilgili bir operasyonun bir şekilde öldürülen kız tarafından farkedildiğinin farkedilmiş olması…
2 nci ihtimal : Yine kim oldukları bizce tahmin edilen birilerinin, hazırladıkları operasyonda kızı kullanmak istemeleri ve kızın kati reddiyle karşılaşmaları neticesinde deşifre olmamak için ortadan kaldırılmak istenmiş olabilir.
3 ncü ihtimal : Yine kim oldukları bizce tahmin edilen birileri patrikhane ile ilgili operasyonda, öldürülen kızın babasını kullanmak istemiş ve bu konuda kızı baskı unsuru olarak kullanmış olabilir.İstedikleri neticeyi elde edemeyince de,babasını susturmak maksadı ile kızı ortadan kaldırmış olabilirler (gözdağı).
Ya da kızın ölümü “eğer dediğimizi yapmazsan bu ölümlerin devamı gelecek” şeklinde bir mesaj olabilir.
Veya patrikhanede görevli diğer kullanılabilir olarak gördükleri kişilere “eğer dediğimizi yapmazsanız başınıza gelecek olan bu” şeklinde bir mesaj vermek maksadıyla öldürülmüş olabilir. Bu durumda patrikhaneye karşı gerçekleştirilebilecek operasyon ihtimalinin henüz ortadan kalkmadığını düşünebiliriz.TEHLİKE HENÜZ GEÇMEMİŞ OLABİLİR…
Her ne sebeple öldürülmüş olursa olsun, bunun tek kişinin ve kazaen yapmış olamayacağını düşünmekteyiz. Sebebi, kamuoyunun aklını bulandırmak için ortaya atıldığını ve bunda kızın babasınında çaresizce (denize düşen yılana sarılır misali) kullanıldığını düşündüğümüz ‘şeytana tapanlar’ masalı…Kanaatimizce, burada kamuoyu net bir şekilde yönlendirilmeye çalışılmıştır.
İhtimaller ihtimalleri doğuruyor.Bu konu ile ilgili olarak Celalettin CERRAH ile ilgili de bir düşünce oluştu kafamızda; herkesin malumu, ülkemizde gerçekten faydalı ve verimli iş çıkaran devlet görevlilerini, etkin oldukları konumlarından uzaklaştırmak için genellikle başarılarından dolayı terfi ettirip alakasız görevlere getirirler (Bunun en bariz örneği Sadettin TANTAN. Keşke siyasete hiç bulaşmasaydı demeden de geçmeyelim).
C.CERRAH’ın atanması ile ilgili kafamızda oluşan kanaatide paylaşmak isteriz.
Sayın CERRAH İstanbul’da görevli olduğu dönemde bu konu ile ilgili yaptığı çalışmalar neticesinde, bizce tahmin edilen kaynağa yaklaşacak delillere ulaşmış olabilir.Bu durum, tahmin ettiğimiz oluşum açısından tehdit olarak görülüp, etkinliğini sonlandırmak gerektiği düşünülmüş ve ataması gerçekleştirilmiş olabilir. Eğer durum böyle ise C.CERRAH’ın güvenliği ile ilgili endişe sürmelidir (Tıpkı rahmetli Recep YAZICIOĞLU gibi)…
Bu konu ile ilgili olarak televizyonda seyrettiğimiz ve gazetede okuduğumuz haberler neticesinde kafamızda oluşan senaryolar bunlar.Aslında bir tek ihtimal ve onun farklı detaylarla değişen sonucu…
Dar açıdan bakarak bu ihtimalin mantıklı hale gelmesine sebep olabilecek bir yorum daha getirelim:
Eğer gerçek ise, bu hiçde şaşılacak bir durum olmaz.Çünkü başbakanımızın bir tarihlerde yapmış olduğu ve dünyaca çekingen bir tonda da olsa destek bulan çıkışı, birilerince cezalandırılması gereken bir çıkış olarak algılanmış olabilir (Bu çıkış mevzuunda da bir iki cümlelik bir başlık açmayı düşünüyoruz, kısmet)…
Saygılar
Kokuşmuşluk ve Aydınlar
Birçok hizmet sitesinde şöyle bir yazıyla mutlaka karşılaşmışsınızdır.
“Sorry, our company is not currently accepting signups from your country (TR) as a result of high levels of abusive requests.”
Bir siteye giriyorsunuz,hizmetin detaylarını inceliyorsunuz ve tamam aradığım bu deyip üye olmak için SIGN UP linkine tıklıyorsunuz ve karşınıza , farklı kelimeler kullansalarda aynı manaya gelen uyarılar çıkıyor.
Sizce bunun sebebi ne ?
Benim ülkemde ileride başımızı çok ağrıtacak büyük, hemde çok büyük bir problem var…
Bu gibi çürüme emarelerini farkedip tedbir alınmaz ve bu arada “Bir Türk dünyaya bedeldir” gibi artık hamasi olarak niteleyebileceğim sözlerinde hiç hız kesmeden tekrarlanmasına devam edilirse, sonraki nesillerimizin değilde bizlerin görebileceğimizi düşünüyorum.Ve bu konuda dertlenmesi gerekenler biz değil aydınlarımız olmalı ama bu konuda kısa vadede umutlu değilim…
Mahir KAYNAK epey zaman önce bir tv programında “Türkiyede Aydın Gerçeği” olarak başlıklandırabileceğimiz bir analiz yapmıştı. Söylediği kısaca şuydu :
Ahmet efendi ya da Mehmet efendi günün yorgunluğunu atmak için kahvehaneye gittiğinde “Şu memleketin hali ne olacak” diyerek dertlenir ve kendince çözümler üretir ama çözemez elbet. Çözmek görevide değildir zaten. Bunu çözmekle mükellef olanlar ülkenin aydınlarıdır.Bir savaş çıksa ve düşman galip gelse ilk yapacağı iş ülkenin aydınlarını yoketmektir. Ama anlaşılan aydınların böyle bir kaygısı yok.Yoksa bir bildiklerimi var ve planladılar mı o hali…
Ülkemizde yaşanmakta olan birçok olumsuzluk hakkında sohbet ettiğimizde vardığımız sonuç “Eğitim sistemindeki hatalar” oluyor. Hayır, bence sorunun kaynağındaki sebep bu değil, sebep aydın olarak sınıflandırılacakları başka seçicilerin tercihlerine bırakmamız…
Saygılar
Sahtekar ve Sanatkar
Bir çok forum sitesinde,kopyala yapıştırla muhtelif makaleleri hiç bir yorum eklemeden sunanlar gördük, bir çoğunu uyardık kendi yorumunu eklemesi konusunda, çünkü o haber ve makaleyi okumak istesek gider kaynağında okuruz,eğer bulunduğumuz ortama aktarıyorsak onunla ilgili olumlu ya da olumsuz bir fikrimiz var demektir diye düşündük ve o tür mesajlar atanlara itibar etmedik hiç…Onlara manşet beyinli dedik hep,papağan dercesine.Umuyorum bu tür yorumcuların sayısı azalır…
Zira bizim üreten nesillere ihtiyacımız var,her alanda ve her konuda…
Ticaret hayatımızda da karşılaşıyoruz böyleleriyle, iyi giden bir ürün gördüklerinde derhal kopyalıyor (eğer üretirken kendi yorumunu da katıyorsa ona sözümüz yok elbet) ve kendi üretimimiz deme utanmazlığını bile cüretle yapıyorlar.
Bu konuyla ilgili yazacak birçok şey var aslında ama ben bir tanesini daha ekleyeyim.Utanmaz ve arlanmaz insan tipine bundan daha fazla yakışanı yoktur herhalde.Çok sayıda Türkçe program paylaşım sitesi var,bunların çoğu forum tipinde (zaten bizim konumuzu ilgilendirenlerde onlar), bu forumlarda bazı üyeler lisansı kırılmış tam sürüm programları diğer üyelerle paylaşıyorlar,buraya kadar iyi güzel (iyi güzel diyorum çünkü tüm dünyada doğru birşey değil ama bunlar var) ,zurnanın zırt dediği yer şimdi başlıyor. Bunu yayınlayan üye eğer teşekkür almadıysa sitem edip “emeğe saygı beyler” diyor. Ey yarabbi, gülermisin ağlarmısın,bu nasıl izah edilebilir bilemiyorum…
Böylelerinin türemesine sebep olan şey ne ? Bunun cevabını bulduğumuzda eminim önemli bir çok yanlıştanda kurtulacak benim güzel ülkem…
Saygılar
-
Yeni
-
Bağlantılar
-
Arşivler
- Nisan 2010 (1)
- Mart 2010 (2)
- Ocak 2010 (1)
- Kasım 2009 (6)
- Temmuz 2009 (9)
-
Kategoriler
-
RSS
Yazılar RSS
Yorumlar RSS